Tekin KARATEPE – MAKBER

tekin karatepe

MAKBER

Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı,
Gönlüm dolu ah-u zâr kaldı.
Şimdi buradaydı, gitti elden,
Gitti ebede gelip ezelden.
Abdülhak Hamid makber şiirini karısı Fatıma Hanımın ölümü üzerine yazmıştır. Şiirde okuyucuya; ölüm korkusu aktarılarak, şairin duyguları ifade edilir. Makberin günümüz Türkçesindeki anlamı; mezar, gömüttür. Türkiye’nin birçok tanınmış isminin mezarlarının olduğu yerlerden biri de bilindiği üzere Eyüp’tür.
Eyüp Sultan’ın türbesinden dolayı, fetihten bu yana insanların öldüğü zaman gömülmek istediği yerlerin başında Eyüp gelmiştir. Mezarlığa rağbet biraz amiyane bir tabir olacak ancak, milletimiz yüzyıllarca Eyüp Mezarlığına epey bir rağbet göstermiştir. Bunun sonucunda da kendi devirlerinde birçok tanınmış isim Eyüp’e gömülmüştür. İsimlerini saymaya kalksak epey uzun bir liste ortaya çıkar ancak burada önemli beş ismi kronolojik olarak belirtmek isterim.
İlk olarak Fatih Sultan Mehmet’in davetiyle İstanbul’a gelen ve Ayasofya Medresesi’nde müderrislik yapan ünlü Türk astronom, matematikçi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu’dur ve 1474 yılında 71 yaşındayken vefat etmiştir. İkinci ismimiz ünü devirleri aşan Osmanlı şeyhülislamı Ebusuud Efendi. Kanuni Sultan Süleyman ve 2. Selim dönemlerinde şeyhülislamlık yapmış ve birçok kanunun oluşturulmasında etkisi olmuştur. Bunun yanı sıra bugün bile tartışmalı olan, kabul edilemeyecek fetvaları ile hala adından söz ettiren bir isim olarak tarihte yerini almıştır. 1574 yılında 83 yaşında vefat eden Ebusuud Efendi, Ali Kuşçu’nun anne tarafından torunudur. Eyüp’te mezarı olan bir diğer tarihi kişilik ise, Osmanlı yükselme devrinin ünlü sadrazamı Sokullu Mehmet Paşadır. Venedikli bir elçiye verdiği “Biz sizden Kıbrıs’ı alarak kolunuzu kestik, siz ise donanmamızı yenmekle yalnızca sakalımızı kestiniz; unutmayın ki, kol bir daha yerine gelmez, ama sakal eskisinden de gür çıkar” cevabı ile hatırlayacağımız Sokullu, arkasında kimin olduğu açıklığa kavuşturulamamış bir suikast sonucu aldığı yara neticesinde 1579 yılında 74 yaşında vefat etmiştir. Bu kadar uzak geçmişin ardından görece daha yakın geçmişte vefat etmiş tarihi kişiliklerden örnek vermek gerekir biraz da. Osmanlı Devleti’nin son dönem padişahlarından ve 1.Dünya Savaşı’na girdiğimizde tahtta olan padişah 5. Mehmet Reşat’ta Eyüp’te yatmaktadır. Meşrutiyet Padişahı olarak da anılan Sultan Reşat 1918 yılında 73 yaşındayken kimi yazarlara göre kalp yetmezliğinden, kimi yazarlara göre de İspanyol nezlesinden vefat etti. Ebedi istirahatini Eyüp’te yapan ve bahsedeceğim son ismim, cumhuriyetimizin kurucularından Mareşal Fevzi Çakmak’tır. 1950 yılında 74 yaşında vefat eden Mareşal Fevzi Çakmak, Millî Mücadelemizin en önemli isimlerinin birisi olmanın yanı sıra, ilk Milli Savunma Bakanımız ve silahlı kuvvetlerimizin cumhuriyet dönemindeki ilk Genel Kurmay Başkanıdır.
İstanbul fethedildiğinden bu yana insanlar Eyüp’e gömülmek istemişler. Bu sebeple birçok tarihi kişilikte Eyüp’te gömülmüş. Sizlere bu tarihi kişiliklerden birkaçını hatırlattım. Ancak Eyüp’te hep tarihin öne çıkardığı isimler gömülmemiş. Tarihten saklanmak istenen, insanların sağlıkta ve ölümde de yanlarında bulunmak istemedikleri bir kesim var ki onlarda Eyüp’e gömülmüşler ve bugün mezarlıkları yok olmuş vaziyette. Piyer Loti tepesinin yukarı tarafında bulunan, karyağdı tepesi olarak bilinen mevkide, isimsiz ve özensiz mezar taşlarının toplandığı cellatlar mezarlığı günümüzde yok oldu. Tek tük aralarda kalmış mezar taşı görürseniz ne ala. Cellatlar hiçbir dönem sevilmedi ve sevilmeyeceklerde. Ancak tarihimizin bir parçası olan cellat mezarlığı tarihi eser niteliği taşıdığı sebebiyle korunmalıydı. Bilinmelidir ki Sokullu Mehmet Paşa’ da, Ebusuud Efendi’ de o cellatları çok kullanmışlardı. Artık daha da geç olmadan gerekli önlemler alınmalı ve son kalan cellat mezarları da yok olup gitmeden tespit edilmeli, envanter işlemleri yapılıp korumaya alınmalıdır.