Tekin Karatepe – Fabrika Kızı

tekin karatepe

FABRİKA KIZI

 

    Fabrika kızı şarkısını bilmeyen yoktur neredeyse. İlk olarak 1970’li yıllarda şarkıcı Alpay’ın söyleyip arkasından birçok şarkıcının günümüze kadar tekrar tekrar yorumladığı güzel bir şarkıdır. Bestesi ve güftesi Bora Ayanoğlu’na aittir. Şarkıda bahsi geçen kızın çalıştığı fabrika günümüzde Kadir Has Üniversitesi olan Cibali Tütün Fabrikasıdır. 19.yy Türkiye’de endüstri alanında gelişme çabalarının olduğu bir dönemdir. Bahsi geçen fabrika da bu dönemde yapılmıştır ve hem İstanbul’un hem de Türkiye’nin önemli sanayi yapılarından birisidir. Bora Ayanoğlu; Cibali Tütün Fabrikası’nda tütün saran kızların fotoğraflarını gördükten sonra bu şarkının oluştuğunu anlatır. Bir sanayi yapısının insan ilişkilerine etkisine güzel bir örnektir bu anlatılanlar.
    İnsan çevreyi değiştirirken değişen çevre de insanı değiştirmekte. Etrafımızda gördüğümüz yapılarla ilişki kuruyor ve davranışlarımızı oluşturuyoruz. Bu kimi zaman iyi yönde kimi zamansa kötü yönde olabiliyor. Bunu belirleyecek olan yine insandır. Yolu da, doğru yere doğru işlevle doğru yapıyı yapmaktan geçer. Bizleri en çok etkileyen yapılar da kuşkusuz ki sanayi yapılarıdır. İnsanlar çalıştıkları yerlere yakın oturmak için sanayi yapılarının etrafında kümelenirler. Bu sebeple sanayi yapılarıyla olan insan ilişkisi diğer yapılardan daha fazladır. Sanayi yapıları, yaşantımızı ve hareketlerimizi etkileyen yapılardır.
    İstanbul’un en güzide bölgelerinden birisi olan Haliç de doğal bir liman olmasından dolayı tarih boyunca sanayi ve ticaret hareketinin yoğun olduğu bölgelerden biridir. 19.yy’dan itibaren Haliç’in etrafı sanayi yapılarıyla doldurulmuştur. Haliç tersanesi günümüzde hala çalışan dünyanın en eski tersanesidir. Zamanla bu yapılar şehrin büyümesi, teknolojik olarak geliştirilememe, atık kontrolünü sağlayamama gibi nedenlerden dolayı atıl hale getirilmiş ve İstanbul’un merkezinde bir görüntü ve çevre sorunu oluşturmuşlardır. Dalan da bu sorunu kökünden keserek çözme yoluna gitmiş toplu bir yıkım faaliyetine dönüştürmüştür.
    Bizde bir anlayış vardır ki evlere şenlik. Eğer bir sorun varsa onu çözmek yerine yok etmeyi tercih ederiz. Çünkü daha kolay gelir bize. Haliç çevresindeki sanayi yapıları da zamanla bir sorun haline gelmiş ve Dalan da o sorunu çözmek yerine yok ederek konuyu kapatmıştır. Ancak dünyanın her yerinde eskimiş, tarihi olmuş sanayi yapıları var ve bu yapılara endüstri mirası deniyor. Endüstri mirasının da kültürel miras gibi korunması gerekiyor. Dünya bu yapıları koruyor, dönüştürüyor ve yeniden işlevlendiriyor. Özellikle Almanya’nın Ruhr bölgesi bu konuyla ilgili güzel örneklerden biridir. Ülkemizde de endüstri mirasının korunması konusunda güzel örnekler vardır. Cibali Tütün Fabrikası (Kadir Has Üniversitesi), Lengerhane (Koç Müzesi) ve Silahtarağa Elektrik Santrali (Bilgi Üniversitesi-Santral İstanbul) koruma ve işlevlendirme konusunda başarılı örneklerdendir. Santral İstanbul, endüstri mirasının korunması ve kentte görünür kılınması açısından övünülesi bir projedir.
    Bahsettiğim güzel örnekler dışında, Haliç çevresinde günümüze kalan sayılı endüstri yapısından iki tanesi vardır ki birisi Haliç Tersanesidir diğeri de Feshane. Haliç Tersanesi Türkiye’nin en önemli endüstri mirası yapısıdır ve şu an tartışmalı bir proje ile yok olma tehlikesi altındadır. Feshane ise geçirdiği süreçler göz önünde bulundurulduğunda talihsiz bir endüstri mirası yapısıdır. Tabiri caizse başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Koskoca Feshane-i Amire yıllarca şenlik adı altında mangal dumanına boğulup yemekhane gibi kullanılmıştır. Restorasyon aşamasında olan Feshane’nin yeniden işlevlendirilip müzeye dönüştürülmesi güzel bir dönüşüm sayılabilir, ancak müzenin içeriğinin iyi düşünülmesi gerekir. Tasavvuf ve Osmanlı kıyafetleri müzesi olacağı söylenen yapının ruhuna kıyafet kısmı uysa da tasavvuf buraya zorla iliştirilmiş gibi durmaktadır. Eğer Eyüp’te bir tasavvuf müzesi açılması düşünülüyorsa eminim ki bunun için daha uygun yerler rahatlıkla bulunabilir. Türkiye’de kumaş ve kıyafet tarihini anlatacak, modern müzecilik anlayışıyla yapılmış bir Feshane projesi bir endüstri mirasının ruhuna daha uygundur. Bu yapı bir tasavvuf müzesi olarak hem mimari anlamda hem de tarihsel bazda uygun bir yapı değildir. Eğer amaç topluma hizmet etmek ve tarihi öğretmekse sapla samanı karıştırmamak gerekir.