Tekin Karatepe – Dersimiz Coğrafya

tekin karatepe

DERSİMİZ COĞRAFYA

 

     Dünyanın şeklinden dolayı ekvatorda yerçekimi daha az kutuplarda daha çok etki eder. Bu sebeple ortaçağda tacirler Ekvator çevresinden çıkardıkları altınları kuzey ülkelerinde satıyorlardı. Böylelikle gram üzerinden değerlendirilen altının satışından elde edilen kar, terazi üzerinde artıyordu. Coğrafya bilgisi ortaçağda tüccarlar tarafından biliniyor ve etkili bir şekilde, sadece yön tayin etmek için değil, kar elde etmek içinde kullanılıyordu. Genel bir kanıdır coğrafyanın kader olduğu. Bilginin kıymetinin olmadığı coğrafyalarda muhakkak ki coğrafya kaderdir ancak eğer coğrafya bilginiz varsa ve bunu hayatın içinde kullanabiliyorsanız coğrafya sizin için kader değil fırsat olabilir.
     70’lerin sonuna kadar Türkiye’deki eğitim sistemi, içerik ve eğitimci kalitesi olarak bugün ki halimizden çok daha ileriydi. Bilimsel araştırma yapıp makale yayınlayan, ciddi Kitaplar yazan öğretmenleri vardı Türkiye’nin. O zamanın eğitimini alan çocuklar yaşadıkları coğrafyayı biliyor ve tanıyorlardı. Babam anlatırdı orta okuldayken Türkiye siyasi haritasını gözü kapalı çizdiğini. İç Anadolu’nun küçük bir kasabasında aldığı eğitimin sonucuydu anlattığı. Ancak ilerleyen yıllarda Türkiye bu eğitimin meyvesini siyasi sebeplerden dolayı toplayamadı hatta sistem de kademeli bir şekilde yok edildi. Son 15 yıla baktığımızda da eğitim sistemi tamamen yaz boz kağıdına dönüştürülüp iflas ettirildi. Bugün değil orta okul, lise mezunlarının bile birçoğu ne yazık ki Adana’nın, Trabzon’un, Diyarbakır’ın yerini haritada bulamaz.
     Sorunları tahlil edip, sorun çözmeye odaklı bireyler yetiştirmesi gereken eğitim sistemi, soru çözmeye odaklı öğrenci yetiştirmeye kanalize edildi. Öğrenciler bilgiye, “sınavda ne işime yarayacak” gözüyle bakar hale geldiler. Oysa insan sırasıyla sokağını, mahallesini, semtini, şehrini, ülkesini ve dünyayı tanımalıdır. Dünyayı tanıyan insan yetiştirmek tek başına yeterli değildir, o insan kentini tanımadıktan sonra. Coğrafya insansız da var olabilir ancak insan, coğrafya ile iç içedir. Coğrafya sadece dağlar ve nehirlerden ibaret değildir. Bizi biz yapan her şeydir coğrafya. Yemek zevklerimizi bile coğrafya ile açıklayabiliriz. Alabalık, İç Anadolu’da sevilen bir balık türüyken İstanbul’da esamisi bile okunmaz. Çünkü burada çeşit çeşit tuzlu su balığı bulunur. Gerçi günümüzde denizlerin ekosisteminin içine edildiği için pek çeşit çeşitlik bir durum kalmamış olsa da. Coğrafyamıza ve kendimize dair yaşadığımız en ufağından en büyüğüne sorunlarımızın temelinde eğitim sorunumuz gelmekte. İlk düğmeyi yanlış ilikledikten sonra gerisi hep problemli gelir. Eğitim sistemi de iliklenmesi gereken ilk düğmedir. Yalama olmuş bir eğitim sisteminde tutunup kendine gelecek yaratmaya çalışan gençlere ve çocuklara sahibiz artık, gözümüz aydın.
     Eğitim sistemindeki bunca bozulmuşluğun üzerine gelen pandemi şartları, zaten ortadan kalkan eğitimde fırsat eşitliğini eğitimde tam eşitsizliğe dönüştürdü. Fakir çocukları devletin vaatlerini dinledi ama zaten kalitesiz olan eğitimden de tamamen mahrum kaldılar. Öyle bir noktaya gelindi ki bir akademisyen bilgisayarı olmadığını söyleyen öğrencisine herkes üniversite eğitimi alacak diye bir şart yok demeye kadar cüret gösterebildi. Öğrenciler okula gidilip gidilmeyeceği netleşmeyen, sürekli yeni kararların alındığı bir dönem geçirdiler ve hala da devam ediyor bu durum. Şartlar böyleyken, çocuklarımıza coğrafyamızı bile öğretemiyorken okuma ve yazmayı nasıl öğreteceğiz, ki zaten onu da öğretemiyoruz. Zira okuma yazma denilen şey; kağıda ismini yazmak ya da önüne konulan kağıttaki harfleri seslendirmek değildir. Okumak o kağıtta olan yazıyı anlayıp değerlendirmek ve fikre dönüştürmektir. Yazmak ise fikirlerini başkalarına düzgün bir şekilde yazı dili kullanarak ifade ediş biçimidir.
     Uzun lafın kısası memleketin eğitim sistemi tükenmiş vaziyette ve kısa sürede yeniden toparlanması pek olası görünmüyor, en azından bu şartlarda. Tüm bunlara rağmen ülkeyi yönetenler; Türkiye bulunduğu coğrafyada merkez ülke, belirleyici ülke diye sürekli böbürleniyorlar. Fakat nüfusumuzun ne kadarı bahsedilen coğrafyadan haberdar? Memlekette komşu ülkelerimizi sayamayacak sürüsüyle vatandaş varken bu coğrafyada hayatta kalmamız bile mucize. Coğrafya bizim için sıkıcı bir zorunlu ders oldukça kader olarak kalacak.