Memet Sevim, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayını açıklıyor!

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?

CHP’nin önde gelen siyasetçilerinden, İstanbul İl Yedek Yönetim Kurulu Üyesi Memet Sevim, Medya Haliç’e çok özel açıklamalarda bulundu. Özellikle ülke siyasetini konuştuğumuz ve oldukça uzun olan röportajımızı bölümler halinde yayınlayacağız. Bu sayımızda Memet Sevim, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının kim olması gerektiğini açıklıyor. İlgiyle okuyacağınız röportajın ilk bölümünde Memet Sevim’in açıklamaları şöyle:
“Her partinin genel başkanı aday olmaya layıktır, hakkı vardır. Fakat mesele oy almakta, maksat kazanmak. Bakırköy gibi Kadıköy gibi Beşiktaş gibi ilçede belediye başkan seçimine gitmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nde %51’in lâzım olduğu seçime gidiyoruz. Bunu yukarıda ki İttifak partileri yani özellikle İyi Parti, Saadet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi; katılırsa Deva Partisi, Gelecek Partisi, Sayın Muharrem İnce’nin partisi bence bunların oturup geniş anketlerle, geniş bir kanal oluşturarak kamuoyu yoklaması yaparak hangi adayla seçim alınabiliyorsa o gitmelidir.

Şöyle bir söylem söyleniyor: Her parti kendi adayı ile çıksın, çok tehlikeli bir şey doğal olarak bir kampanyada her parti kendi adayı ile çıkarsa muhakkak adaylar demezse bile tabanları seçim meydanlarında, kampanyalarda birbirlerine laf söyleyecekler. Diyelim işte ben DSP adayına söyleyeceğim öbürü MHP adayına söyleyecek veya öbürü işte gidip İyi Parti adayına söyleyecek. Bir kırılganlık olacak. Burada doğrusu tek adayda uzlaşmaktır. Çünkü şu bir gerçek ki ikinci tura kalacak parti CHP adayıdır öyle bir şey olursa CHP adayının ittifakın ortak adayı olacaksa niye her parti aday çıkartsın. Baştan anlaşsınlar. Yani hangisi ile oluyorsa hiç kimseye de bir şeyim yok onu da söyleyeyim yani bizim diğer partilerde insanımızın değerlendirme gibi hiç kimseye bir engelim yok. Benim dediğim olay şudur burada bir cephe savaşı veriyoruz bu cephede kimin komutan olduğu önemli değil bu cephede kimin iyi askerlik yaptığı önemli. Bu savaşı kazanmak zorundayız. Bu savaş derken tabii ki düşmanımız değil karşımızda ki arkadaşlarımız fakat 20 yıldır bu ülkenin geldiği yer belli ve bu artık gitmiyor. Mesela dün Sayın Erdoğan ağızından kaçırdı ‘bu ne ki daha neler olacak’ beni ürpertti. Yani Meral Hanım’a dediği kelime beni korkuttu. Çok ilginç bir kelime ve ne zaman söyledi bunu? Tam Meral Hanım’ın yeni anayasa teklifini sunduğu dönemde yaptı bunu. Onu gölgede bırakmak için gündemi değiştirmek için, hâlbuki biz esas onu konuşmalıydık çok ben kabataslak baktım tamamını incelemedim tamamının altına imzamı atarım. Yani Meral Hanım’ın açıkladığı anayasanın o noktada kırgınlıktan uzaklaşmamız gerekiyor. Bölünmeden, parçalanmadan uzaklaşmamız gerekiyor. Biz cepheyi güçlendireceğiz diyenler yüzlerine pislik diyor, yüzlerine çukur diyor, yüzlerine zillet diyor peki biz aynı savaştayız cepheye gittiğimizde bu arkadaşlarımızla biz nasıl bekâ içinde ülkemizi savunabileceğiz. Aynı siperde yatarken yanımda bir Ak Partili, bir MHP’li, bir İyi Partili Allah’ınızı seviyorsanız ben orada o sokakta ettiğim kavganın beyniyle, fikriyle o cephede ben düşmana nasıl silah atacağım arkadaş. Yani yanımda ki bana bir şey yapar mı diye onu mu kollayacağım yoksa düşmana mı bakacağım o noktada siyaset başka bir şeydir, görev yapmak başka bir şeydir ülkeyi yönetmek için proje yönetmek ben böyle yapacağım demek başka bir şeydir ama kesinlikle ve kesinlikle iç barışın sağlanması lâzım ülkenin şu geldiği ortamda birlik bütünlüğü öne çıkartmamız lâzım. Bu en başta ülkeyi yönetenlerin başına düşer.
Başbakan demiyorum. Başbakan olsa aynı şeyi söylemezdim. Çünkü Başbakan ayrı bir şey ama Cumhurbaşkanı. Başbakan ne? Bakanların başkanı benim başkanım değil yani ülkenin başbakanı ama bakanların başkanı Cumhurbaşkanı ne? Bütün Cumhur’un başkanı bütün Cumhur’un başkanı eşit olmak zorundadır onun için ne kadar biz haklıyız ki bu sistem yürümez yani bir şapkanla CHP’ye küfür edeceğim, bir şapkamla İyi Parti’ye küfür edeceğim sonra gelin birlikte olalım memleket sorunlarını konuşalım e onu konuşamayız. Çünkü sen tarafsın bir partinin genel başkanısın yani ben seni eleştiriyorum bir dakikada şapkayı çıkarıyorsun başlıyorsun yine hakaret etti sen bana her şeyi söylüyorsun ben sana bir şey dediğim zamanda bir dakika kardeşim ben Cumhurbaşkanıyım diyorsun. Böyle bir şey olmaz. Bu şapkanın teke düşmesi lazım.”

Beğendiyseniz, lütfen paylaşın.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir