Medya Haliç sordu, Emel Bilenoğlu yanıtladı..

Emel Bilenoğlu:

Eyüpsultan Camii ve çevresi ihanete uğramıştır!

Geçtiğimiz yerel seçimlerde CHP’nin Eyüpsultan Belediye Başkan Adayı olarak yarışan ve çok az bir oyla seçilemeyen Emel Bilenoğlu ile Eyüpsultan’ı konuştuk. Sorduğumuz soruların tamamına öz güveni yüksek ve açık sözlülükle cevap veren Emel Bilenoğlu, Belediye Başkanı seçilseydi neler yapacaktı, deprem ve Eyüpsultan, Eyüpsultan Cami ve çevresinin durumu, Eyüp stadı ile ilgili bir çok soruyu cevapladı. Oldukça ilginç ve herkesin merak ettiği soruları ve yanıtlarını merakla okuyacaksınız..
Medya Haliç: Hiçbir parti gözetmeksizin, bütün Eyüpsultan halkının merak ettiği bir soruyla başlamak istiyoruz. Geçtiğimiz yerel seçimleri çok az bir farkla kaybettiniz. Önümüzdeki yerel seçimlerdi tekrar aday olmayı düşünüyor musunuz?
Emel Bilenoğlu:  Şu anda 2020’nin sonundayız. Seçimler 2024’te olacak. Süreç içerisinde bir kez belediye başkan adayı olmuş birinin görevi, bir sonraki seçimlerde aday olmak için çalışmak değil, partinin kendisine vermiş olduğu ve onurlandırdığı bir başkan adaylığı sürecine, eğer seçimi kaybettiyse, o süreci bir sonraki süreçteki seçime taşımaktır.  Bunu yaparken, ben yüzde 100 aday olacağım egosuyla yaparsanız hatalara düşersiniz ve benim böyle bir egom yok. Ben şu anda,  seçimin CHP tarafından kazanılması için, bir önceki dönemde aday olarak gösterdiği bir insanın sahadan kopmaması misyonunu sürdürüyorum. “Belediye Başkan adayı oluyorsunuz, seçimi kaybedince kayboluyorsunuz, bir daha sizi göremiyoruz” gibi bir takım geri bildirimler aldık.  Dolayısıyla parti 2024’te kimi aday gösterirse bunu bu günden bilemeyiz, niyet tutmanın da bir anlamı yoktur.  Ben sadece adaylık yapmış biri olarak üzerime düşen vazifeyi yapmaya çalışıyorum ki, 2024’ten önce bir genel seçim vardır. Genel seçim tarihinin ne olacağı bence şu anda belli değildir. Bizim için daha önemlisi 2023’te yapılacak olan seçime hazırlık yapıyor olmamız ve sahayı sıcak tutmamızdır. Benim, parti içindeki aday olmak isteyen bir arkadaşımla değil, içinde bulunduğumuz Türkiye’yi bu hale getiren yapıyla bir mücadelem var. O yüzden adaylık konusunda bu günden yüzde 100 adayım, aday olmazsam şu olur noktasında bir konuşma yapmam; ne böyle bir cüretim, ne yetkim, ne de talebim var. Ama sahayı sıcak tutmak, hem genel hem de yerel seçim için çok önemlidir. 2023’ü hele bir atlatalım, genel seçimler bitsin, ülkenin ekonomik durumu ve geldiğimiz sıkıntılı durum bir hafiflesin , 2024 kime niyet kime kısmet o zaman bakılır.

Medya Haliç: Biliyorsunuz İzmir’de bir deprem oldu. Siz Eyüpsultan’ı böyle bir durumda nasıl görüyorsunuz, sağlam mı, çürük mü? İkinci olarak eğer Eyüpsultan Belediye Başkanı siz olsaydınız kentsel dönüşüm ile ilgili ne gibi çalışmalar yapardınız?
Emel Bilenoğlu: Birincisi ben bu işin uzmanı değilim. Ben Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuyum. Fakat sadece şuradan pay biçiyorum. Benim adaylığım sürecinde yanlış hatırlamıyorsam, Eyüp’te 3 tane istinat duvarı patladığını, ayrıca çok şiddetli bir şekilde toprak bloğun erozyona uğrayarak bir evin içine girdiğini hepimiz gördük. Bu süreç bile aslında Eyüp’te büyük İstanbul depremi olma olasılığında neler olabileceğini çok net gösteriyor. Endişe duyduğumuz alanlar ve çarpık bir kentleşme var. Genel seçimlerde söz verilmiş ve maalesef insanların can kaybına yol açacak izinler verilerek yapılmış bir süreç var. Bana göre Eyüp’ün bundan alacağı zarar çok ciddi olur. İnşallah o zamandan önce ciddi bir kentsel dönüşüm yapılır da insanlarımız hayatta kalır. Bugün bir deprem olsa çok fazla can kaybı olacağından endişelerim var. Son dönemlerde gelişen yerler olan Göktürk ve Kemerburgaz’da yeni binalar yapılıyor, ancak şehircilik manasında iyi işler yapılmıyor. 1999’dan önce yapılmış ve depremde yıkılmamış, ama maalesef çarpık yapılaşmasıyla son noktaya gelmiş olan mahallelerimizle ilgili de çok ciddi endişelerim var. Binalar ayrı bir dert, toplanma alanlarının olmayışı ayrı bir dert. Dolayısıyla bu iki sıkıntı Eyüp’ü negatif etkiliyor.
Ben belediye başkanı olsaydım, kentsel dönüşümle ilgili İBB ile çok ciddi çalışmalar içinde olurdum. Hala daha bu noktada vatandaşlardan gelen geri bildirimleri İBB’ye iletmek üzere elimden gelen desteği vermeye çalışıyorum. Ama benim bir yetkim yok. Fakat şunu her zaman söylüyorum, ben vatandaşın yanındayım, isteklerinizi yeteri kadar iletemiyor olabilirsiniz, ben de yüksek sesle İBB’ye isteklerinizi iletmeye çalışıyorum ve her zaman da ileteceğim. Buradan Eyüp halkına sesleniyorum. Onları çok iyi anlıyorum. Senelerdir verdiği emeklerin, yaptığı işlerin karşılığını almak istiyorlar. Burada orta yolu bulmak zorundayız, aksi taktirde İzmir gerçeği ile karşı karşıya kalacağız.
Şu anda gözlemliyorum Eyüp Belediye Başkanı da sahada kentsel dönüşüm ile ilgili çalışmalar yapıyor. O’nun da verdiği teklifler ciddi bir rakam istiyor. İBB’nin bu konuda çok daha güzel paketleri olduğunu düşünüyor ve gözlemliyorum. O yüzden vatandaşlarımız ister Eyüp Belediyesi ile ister İBB ile ister Toki veya Kiptaş ile kiminle yaparlarsa yapsınlar, bir an önce kentsel dönüşüme karar versinler. Burada 1 daire fazla alacağız diye riske girmesinler. Kiminle anlaşırlarsa anlaşsınlar, önemli olan vatandaşın can sağlığıdır.

Medya Haliç:  Eyüp Sultan Cami Meydanı ve trafiğe kapalı caddede Belediye Başkanı Deniz Köken’in bir düzenleme projesi var. Bu proje başta olmak üzere Deniz Köken’in çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Emel Bilenoğlu: Öncelikle MSÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Türk Sanatları Bölümü mezunu biri olarak, İstanbul’un uğradığı ihanete, Eyüpsultan Camisinin ve çevresinin de uğradığını düşünüyorum.  Cami boğulmuş vaziyette. O güzel mimarisi maalesef dışardan bakıldığı zaman görülmüyor, etrafı kapalı. Onun bir mücevher gibi ortaya çıkması gerekirken, maalesef bir şeylerin altında kalmış gibi bir görüntüsü var. Bunun için bir çaba sarfedilmesini ve bu çabanın da efektif olarak camiye bir katkı sağlamasını çok arzu ederim. Sadece Eyüpsultan Cami için değil, Eyüp’teki diğer muhtelif ibadethaneler ya da tarihi eserlerle de alakalı olarak bunların yapılmasını tercih ederim. Ancak Eyüp’te trafiğe kapalı çarşının  ya da Eyüp Camisinin etrafının tek tip binalaştırılması, bu işin okulunu bitirmiş bir insan olarak, çok anlamlı bulmuyorum. Orada eski tip evlerin yer aldığı bir tarihi eserler sokağı olsa ve bunların restorasyonu yapılsa bunu anlarım, ama orada böyle bir durum yok.
Özellikle Belediyenin bu kadar borcu varken, bu kadar yüksek rakamlı bir şeyin yapılmasını adil ve efektif bulmuyorum. Ben olsaydım şöyle yapardım. Oradaki esnafı dinler ve kadar ekonomik sıkıntıda olduklarını duyar, bu sıkıntıyı giderebilmek için oradaki çarşıyı hareketlendirecek bir proje yapardım. Şimdi çok kişi oradaki binaları kaplamışlar gidip orada alışveriş yapalım demeyecek. Ben adaylığım sürecinde o bölgede 2 bina belirlemiştim. Sosyal hizmet verebilecek 2 bina yapalım, biri hastane olsun, biri bir üniversitenin fakültesi olsun demiştim. Bunun önemli 2 getirisi vardır. Hastane yaptığımız zaman orada insan sirkülasyonu artar, üniversite yaptığınız zaman genç nüfus sirkülasyonu artar, esnaf iş yapar ve canlanır. Oradaki esnafın binasının makyajından ziyade para kazanmaya ihtiyacı var. Şöyle ifade edeyim, çok güzel makyaj yaparsınız, çok güzel görünürsünüz ama içten çok ağır hastasınızdır. Makyajın kimseye faydası yok, bizim içsel iyileştirmeye ihtiyacımız var. Oradaki esnafın para kazanmaya ihtiyacı var. Sonraki süreçte dışını da güzelleştirebilirsiniz. Bu proje eski başkan Remzi Aydın’ın Estam projesiyle çok aynı bir proje..
Deniz Köken’in yaptığı havuz projeleri var. Şu dönemde, dünyada pandeminin bu kadar ciddi olduğu bir dönemde bu kadar çok havuz projesinin olmasına hiç anlam veremiyorum.
 Bizim lale yetiştiriciliği projemiz vardı. Lale çok hızlı büyüyen bir bitkidir. Ekersiniz 3 ay sonra çiçeğini alır, satarsınız, ayrıca soğanı da satılır. Belediye Başkanı lavanta bahçeleri kurmaya çalışıyor. Lavanta ve lale aynı mantıkta değil. Lalede serayı kurarsınız 3 ayda çiçeğini ve soğanını satarsınız. Lavantanın gelişmesi yetişmesi iyi ürün vermesi uzun bir süreçtir. Bunda efektif bir kar sağlayamazsınız. Vatandaşın paraya ihtiyacı var, kısa sürede dönüşü olacak bir şeyler yapmak zorundasınız. Biz lale seraları kurulsun derken, vatandaş çalışsın, para kazansın derdindeydik. Vatandaş ile İBB arasında bir köprü kuracaktık. Hollanda’dan para verip dünya kadar lale soğanı alacağımıza burada yetiştirecektik. Hem vatandaş hem İBB kazanacaktı. Köylerimize bakın, kilometrelerce alan boş duruyor. Yapın seralarınızı kurun bahçelerinizi hem vatandaş kazansın hem İBB dışarıya nazaran daha ucuz alarak kazansın. Dolayısıyla Deniz Bey çalışıyor, emek veriyor, her emeği saygı duyulur ama ben olsaydım daha iyisini yapardım.

Medya Haliç: Eyüpspor’un Kemerburgaz’da yapılan bir sahası var. Duyumlara göre Eyüp Stadı’nın ve Eyüpspor tesislerini de buraya gideceği düşünülüyor. Bu konuda görüşleriniz nelerdir?
Emel Bilenoğlu: Her mahallede yapılan spora sonsuz destek veriyorum. Her mahallede mutlaka bir futbol kulübü olmalı. Futbol ve basketbol sahaları, tenis kortları olmalı. Çünkü bu sahalar aynı zamanda depremlerde o mahallenin toplanma alanlarıdır. Sahaların yanında kapalı spor tesisleri de mutlaka olmalıdır. Yüzme havuzu yapıyorsanız sahanın yanına yapın. Burası entegre bir tesis olduğu zaman bütün vatandaşlar bir şekilde buralardan yararlanır.
Eyüpspor’un Kemerburgaz’a taşınmasında 2 büyük sıkıntı var. Birincisi Eyüp merkezde Eyüpspor kulübüne dahil olan insanların tamamına haksızlık yapılıyor. Eyüpstadı gayet güzel bir alandır. Eyüp’te yaşayan kadın ve erkeklerin yürüyüş alanıdır. Nefes alma alanıdır, toplanma alanıdır. Ben Eyüp Stadını yeniden inşa etmeyi planlıyordum. Altı otopark olacaktı. Karşısındaki Sultan Center’da bir spor okulu yapmayı planlıyordum. Üniversite olacaktı. Eyüpspor Kulübü’nün ve stadın yerinde kalması için elimden gelen her şeyi yapardım. İkinci haksızlık da Kemerburgaz halkınadır. Kasımpaşa tesisleri Kemerburgaz’a geldiği zaman, vatandaşlar düğünlerini, nişanlarını yaptıkları bir alanı kaybettiler.
Şehir bölge planlamada mülksüzleştirme denilen bir durum vardır. Kemerburgaz halkı mülksüzleştirildi. Çünkü mülk halkındır. Eğer orada tapulu bir alan yoksa bu halkın mülküdür. Devletin mülkü Türk halkının mülküdür. Siz orada düğün, nişan, asker uğurlaması yapıyorsunuz, bir anda elinizden alınıyor. Halkı itfaiyenin eski binasının olduğu boş alanda, bir apartmanın önünde düğün dernek yapmaya mahkum ediyorlar. Burada bir düğün salonu yapılacaktı, temelleri atıldı ama sonra durdu.  Bu iki sebepten ötürü halkımıza haksızlık yapıldığına inanıyorum. Oradaki insanların maç seyretme ve spor yapma hakkını ellerinden alıyorsunuz. Bana göre çok yanlış bir tercihtir.
Son olarak; derdimiz vatanımız, milletimizdir. Hiç bir şey yapmayıp, kendi kapımızın önünü bile süpürüyorsak, bu bile bir katkıdır. Eleştirebiliriz, bizim gözümüzden böyle görünüyor. Biz daha iyisini yapardık, başka bir derdimiz yok.
Beğendiyseniz, lütfen paylaşın.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir