Ferzan Özer ile Eyüpsultan üzerine güzel bir söyleşi..

FERZAN ÖZER: KENT KONSEYİ HAYATA GEÇİRİLMELİ!

Eyüpsultan’ın tanınan ve sevilen iş insanı ve siyasilerinden biri olan Ferzan Özer ile Eyüpsultan üzerine bir söyleşi yaptık. Biz sorduk, Ferzan Özer yanıtladı. Eski Eyüp’ten günümüze, Deniz Köken’den Eyüp Dostları Vakfı’na kadar birçok konuya değindiğimiz röportajımızı ilgiyle okuyacaksınız.
Medya Haliç: Eyüp siyasetinin neresindesiniz?
Ferzan Özer: Çok köklü, siyasi bir aileden geliyorum. Ailem hep siyasetin içerisindeydi. Ben şu anda Cumhuriyet Halk Partisi büyük kurultay delegesiyim. 2014 yılında Eyüp belediye Başkan adayıydım ve hala Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir neferiyim. Güzel bir seçim çalışması yaşamıştık ve çok yüksek bir oy oranı aldık. Belediye Meclisine 15 meclis üyesi kazandırdık.  Güzel bir hava yakalamıştık. İstanbul’da her yeri kazanıp, Eyüp’ü kazanmasaydık, başarısız sayabilirdim ama ne İstanbul’u kazanabildik, ne de Eyüp’ün dışında başka bir ilçeyi kazanabildik. Bütün öteki ilçeler de bizimdi. Fakat ben kaybettiğime inanmıyorum. Çünkü kaybettiğiniz zaman elinizde bir şey olmalı, biz kazanamadık. O zaman Beylikdüzü’nde mahkemeyle geri almıştık. Sadece Ekrem Başkan kazandı, şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu zaten.
Medya Haliç: Yerel yönetimle merkezi yönetim arasındaki uyumun nasıl olması gerekiyor?
Ferzan Özer:  Yerel yönetimle merkezi yönetim uyumlu çalışmalıdır. Çünkü belediye başkanını halk direk ismiyle seçtiği için, çok iyi tanır. Mesela pandemide bunun örneğini yaşadık. Halka çabuk ulaşmak istediğiniz zaman belediye eliyle ulaşabilirsiniz. Kızılay ve PTT ile ulaşamazsınız. Maske ve kolonya dağıtımını belediyeler çok rahat yapabilirdi. . Aynı zamanda belediyelerin sağlık birimlerinde korona testi de yapılabilirdi. Merkezi yönetimle belediyeler uyumlu çalışılmadığı için büyük bir sıkıntı yaşandı. Korona virüsten entübe olan hastaların Türkiye’ye genelinde yüzde 60’ı İstanbul’da yaşıyor. İBB Başkanı merkezi yönetimden randevu dahi alamıyor. Dolayısıyla bunlar çok büyük bir sorun haline geliyor. Baktığımızda, yerel yönetimler kendi belediyelerinde olduğu vakit rantları sağlayabiliyorlar, para akışı yapabiliyorlar. Muhalefette iseniz belediyeler müfettişlerden kafalarını kaldıramıyorlar, çalışması için de rahat bırakılmıyorlar. Fazla bir şekilde engelleme oluyor. Bu yüzden Lüleburgaz Belediye Başkanımız Emin Halebak’ın da dediği gibi biri sağ küreği çekiyor, diğeri sol küreği çekiyor. Bu şekilde de gemiyi de limana yanaştıramazsınız. Dolayısıyla uyumlu çalışılması şarttır. Muhalefet de merkezi yönetime uymalıdır. Şöyle ki merkezi yönetimler 5 yıllık kalkınma planı yaparlar. İlçe nüfusları 50 bini geçen belediyeler de stratejik plan yaparlar. Yerel yöneticiler, merkezi yöneticilerin programına uymazsa bu işi yürütemezsiniz. “Ben muhalefetim diyor”, uygulamıyor. Şimdi bir ilçenin nüfusu 50 bini geçtiği zaman stratejik bir plan yaptıktan sonra merkezi yönetimde 5 yıllık kalkınma planını yapmasıyla birlikte birbirlerine uyumlu olması gerekir. Uyumlu olmazsa bu gemiyi limana yanaştıramazsınız. Sıkıntıyı vatandaş çeker.
Medya Haliç: Başkanlık adaylığı düşünüyor musunuz?
Ferzan Özer:  Bunu şimdiden söylemek gerçekten çok erken. Bu köprünün altından daha çok sular akar. Ben her şeyden evvel 2021 yılının sonbaharında erken genel seçim olacağını iddia eden bir vatandaşım. Çünkü ekonomi tıkanıyor. Dış politikada çuvalladık. Adalete güven çok azaldı. Ülkenin rahatlaması için erken seçim olacağını düşünüyorum. Eğer bunu Anayasa değişikliği ile öne alırlarsa, 2024’te yapılması gereken mahalli seçimleri de Anayasa değişikliği ile aynı anda yapılabilirler. 2021’in sonbaharında genel seçimlerin yapılacağı, ancak mahalli seçimlerin 2024’te yapılacağı inancındayım. Yerel seçim için daha 4 yıl var. Çok daha iyi arkadaşlarımız çıkacaklardır.
Medya Haliç: İBB ile ilçe belediyelerin aynı partiden olmaları büyük bir avantaj olmaz mı?
Ferzan Özer:  Şüphesiz ama şöyle düşünmek lazım: Bizim konumuz Eyüp. Eyüp en eski ilçelerimizden bir tanesi. 1950’de sanayi devrimi başladığı vakit Haliç’in kenarlarına kömür depoları ve fabrikalar yapıldığını biliyoruz. O zaman Eyüp merkezinde 9, Silahtarağa’yı da koyarsak 11 mahalle gözüküyor. Ama eski Eyüplüler iyi bilir, Rami’ye bile yukardaki mahalle, Nişanca’ya eski mahalle derlerdi. Burası merkez oluyordu. Oraya fabrikalar yapılınca kol kuvvetine, emeğe ihtiyaç oldu. Bu sefer Anadolu’dan insanlar gelip, bizim o zamanlar yayla olarak kullandığımız ya da pikniklere gittiğimiz Çırçır, Akşemsettin, Karadolap gibi mahallelere de insanlar gidip yerleşmeye başladılar. Bunlar hazine arazileriydi. Dolayısıyla insanlar buraya yerleştikleri vakit, Eyüpsultan’da da büyük bir genişleme oldu. 80’li yıllarda fabrikalar yıkılınca, Yeşilpınar Giresun mahallesi oldu. Çırçır, Akşemsettin, Güzeltepe gibi mahallelerimiz büyük bir şekilde gelişti ve şu anda SİT alanı olan ve pek imara açılamayan Eyüp’ten bile çok daha modernler.
Şimdi Eyüp’te yaşayan insanlar olarak şunu bilmeliyiz. Belediyede sınırsız bir bütçe yok. Vatandaş da görevini tam yapmalı. Yani etrafı kirletmemeli, çöpleri ortaya atmamalı, kaçak yerler kullanmamalı, parkları temiz tutmalı, suyu israf etmemeli. Şehir planları yapılırken şunlara çok dikkat edilmiyor: Mesela yeni imar yapılanması olan Akşemsettin, Karadolap, Çırçır, Güzeltepe gibi mahallelerde yolların geniş yapılması gerekiyordu. Parkların yapılması gerekiyordu. Şimdi siz, imar durumunu verirken yüzde 40 terk alıyorsunuz ama oralara bir emniyet, sağlık, dini tesis alanı, eğitim alanı, yeşil parklar, otoparklar yapmak için de büyük bir sıkıntı yaşıyorsunuz. Çünkü yüzde 40 terkler bunları yapmaya yeterli gelmiyor. Planlama yapılırken Belediye’ye ait olan ara sokakların, taliye yolların planlara dâhil edilmesi gerekirdi. Bunların çok güzel yapılması lazım ve Eyüp’ün artık marka olması gerekiyor. Bize sadece Cami ve Pierre Loti turizm bakımından yeterli gelmiyor. Bize turistlerin gelmesi lazım. Bir Beypazarı gibi veya Eskişehir’de bozkırın ortasında gemi yüzdürüyorlar. Bizim Haliç’imiz var ama çay içebileceğimiz bir teknemiz bile yok. 2 tane adamız var, bunları hala kullanamadık. Bunlar ne yazık ki büyük eksiklik. Ben tüm hizmetleri makbul ve muteber kabul ederim. Eksik olmasınlar ama daha da güzel yapılması gerekirdi. Belediyelerde bütçesinin yüzde 75’i personel ve rutin göreve gider, yüzde 25’i de borca gider. Belediyelerin şu anda gerçekten çok zor durumda olduklarını biliyoruz.  Bunun için turizmi açıp, burada istihdamı sağlamak ve insanları Eyüp’e gelmesini sağlamak zorundayız. Bunun başka hiçbir yolu yok.
Medya Haliç: Eyüp’ün içi büyük bir tarihi mekan ve kentsel dönüşüm çok zor. Nasıl çözüm üretebiliriz?
Ferzan Özer:  Bir belediye başkanı ve meclis üyeleri Eyüp için yeterli gelmez. Mümkün değil, belediye başkanı Süpermen olsa yetişemez. Belediye başkanı imarı bilse, yeşil alanı bilse belki alt yapıyı bilemez. Burada 2 şeye ihtiyaç var. Bir tanesi muhakkak ki,  belediye başkanından ve meclis üyelerinden daha tecrübeli ve yetenekli insanlar vardır. Uzmanlara da danışılması gerekir. Muhtarlar bir mahallenin her türlü eksiğini bilir. Vefat edenide, düğünüde yani sevincide bilir üzüntüyüde. Parka, okula ihtiyacı var mı? Muhtar bilir. Kent konseyinin zaten acil olarak aktif hale getirilmeleri lazım. Kent konseyinin içinde kollar olmalı. STK’lar, muhtarlar, akil insanlar, kanaat önderleri gibi. Eyüp’ü bir göl olarak düşünün, bunları da dereler olarak düşünün. Göl derelerden beslenirse muhteşem bir hal alır, ama derelerden su gelmezse göl kurur. Eyüp’ün tek kurtuluş yolu da budur. Bir de Belediye başkanının projesi olur mu? Belediye başkanının projesi olmaz, olmamalı. Semtin projesi olur, kentin projesi olur.  Buranın neye ihtiyacı varsa, o yapılmalıdır. Bir de kentsel dönüşümde yönetmelikler çok fazla değişti ama Türkiye geneli olarak söylüyorum, ben memnun olan tek bir vatandaş dahi görmedim. Hepsi mahkemelik oldular. Çünkü müteahhitler vatandaşla değil, belediye ile muhatap oluyor. Yaşayan vatandaşa kimse bir şey sormuyor. Ara sokaklar varsa Belediye onları kentsel dönüşüme vermeli. Evler ufaltılmamalı, insanlara oturduğu yerden kentsel dönüşüm yapmalı. Vatandaş 50-60 sene yaşadığı mahallesini ve komşularını terk etmek ister mi? Bu düzenlemelerin yeni yönetmeliklerle yapılması gerektiğine inanıyorum.
Medya Haliç: Deniz Köken’i ve Eyüp Belediyesi’nin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Ferzan Özer:  Deniz Köken benim 30 yıllık arkadaşım. Birbirimizi hiç kırmadık. Başta da söylemiştim. Yapılan hizmetleri makbul ve muteber kabul ediyorum. Fakat 25 yıldır yerel yönetimde, İBB’de ve ilçede 20 yıla yakında merkezi yönetimde siyasi düşünceniz iktidarda. TÜİK araştırmasında 39 ilçe içinde Eyüp 17’inci sırada. Yeni kurulan ilçelerden bile geri kalmış vaziyette. Şimdi adama sorarlar. 25 yılda neden daha güzel bir hale getiremediniz diye. Bakırköy Belediyesi’nde görevdeyken 5 yıl içerisinde tam 11 tane kreş açtık. Kız öğrenci yurdu, botanik parkı, nikah salonu, bir tıp merkezi ve Leyla Gencer Opera Salonunu açtık. Leyla Gencer Opera salonu Türkiye’de hala tektir. Mesela Haliç’te ki adalar kamulaştırılsın, o adalar amfi tiyatro yapılsın. Haliç’te tekneler yüzdürülsün. Karadeniz’de 17 kilometre sahilimiz var. Buraya plaj yapıp tüm Eyüp halkını denizle buluşturulabilir. Bunu bozkırın ortasında Eskişehir’de yapıldığını biliyoruz. İstendi mi oluyor. Ekleyecek olursak bir sanatçılar sokağı yapılsın. Ne yazık ki Feshane’nin karşısındaki yer (eski belediye binaları)  bilabedel verilmişti. Şimdi borca karşılık bakanlığa verildiğini duydum. Sultan Center’in bir an önce hayata geçirilmesi lazım. Zamanla yapılması gerekir. Bunları sosyal demokrat belediyeciliğinin yapacağına eminim.
Medya Haliç: Eyüpsultan’ın en önemli STK’larından biri olan Eyüp Dostlar Vakfı’nın içindesiniz, çalışmalarınızı açıklar mısınız?
Ferzan Özer:  Eyüp Dostları Vakfı bildiğiniz gibi Şubat ayında bir kongre yaptı ve yeni bir yönetim geldi. Akabinde Mart ayında pandemiden dolayı bütün etkinlikler yasaklandı. Mart, Nisan, Mayıs  ayına kadar kapalı kaldı. Haziran ayında tekrar faaliyete geçti ve tam 380 aileye kurban etleri dağıtıldı. Tabi öyle 3’er, 5’er kilo değil güzel bir şekilde dağıtıldı. 450 aileye de 100’er liralık, CarrefourSA ve Onur Market çeki verildi. Bütün bunlar sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek düsturuyla yapıldı. Bugün itibariyle 154 müracaat vardı, 200’e çıkacağı hedeflendi, aylık 250 liradan yıllık 450 bin lira bütçeli öğrenci bursumuz var. Bu çok büyük bir bütçedir. Eyüp Dostlar Vakfı eğitime çok önem veriyor. Etkinliklerimizi pandemiden dolayı yapamıyoruz, 29 Ekim’de Cumhuriyet Balomuzun iptal edilmesi söz konusu. Kültür Bakanlığı’na müze için müracaat edildi. Yapılan teftişte çok az eksiğimiz tespit edildi, giderilmeye çalışılıyor. Bunlar tamamladığı zaman Eyüp Belediyesi de her tarafa Eyüp Müzesi’nin tabelalarını asacaktır.
Benim Eyüp Dostları Vakfı’ndan başka bir de Rumeli Eğitim Vakfımız var. Ben oranın başkan yardımcısıyım, 1’inci Başkan vekiliyim. Orada 100 çocuğumuza burs veriyoruz ama Rumelili olma şartı arıyoruz. Ancak şehit çocuklarımıza nereli olursa olsun, asla sorgulamadan, başarısına veya başarısızlığına bakılmaksızın derhal bursu veriliyor. TOKİ’nin de şehit ailelerine ev vermesi gerektiğini savunuyorum.
Ayrıca Rumeli camiasının amiral gemisi olan Rumeli Türkleri Vakfı Balkanlardan gelen 180  öğrenciye, kendi yurtlarında yatılı olarak burs vermekte, interneti ve 3 öğün yemeği karşılamaktadır. Aynı zamanda huzur evinde 60 tane yaşlımıza aile olmaktayız. 24 saat doktor ve hemşiremiz her zaman yanlarındadır. Burs ve yurtlarımızdan çıkan öğrenciler balkanlarda Milletvekili ve Bakanlık mertebesine ulaşmışlardır ve hala görevde olanlar vardır.
Beğendiyseniz, lütfen paylaşın.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir